Başta aşırı yüksek gelip, hatta sevdiğini bile söyleyip, bu ani kaybolma neydi?
Kalp elbette incinebilirdi ama tamamen vazgeçmek, 'şuan eskisi gibi yüksek hissetmiyorum' demek.
Birlikte iyileştirelim teklifine sıcak bakmamak.
Net ilişki bitirici espriler, seni önemsemiyorum imaları.
Ortak yerlerde denk gelip görmezden gelmek? 'Hiç bozulmadım, ben hala harikayım' rollenmeleri.
Üç başlık dikkatimi çekti. Niyet, samimiyet ve ego.
Niyeti halis değilmiş demek ki dedim. Tabi içini bilemem.
Kendini çok doğru ifade edebilen biri değil. Rahat ve açık diyaloglarda da pek iyi değil. O nedenle içini bilemiyorum.
Evet ben de hatasız değilim. Sadece kendimin istediğim kişi için zorlayıcı koşullarda bile kaldığımı düşündüm.
Seven kişinin niyeti halis olanın kalacağını düşündüm. Evet kalbi kırılabilirdi ama sanki vazgeçmezdi.
Sonra halindeki rollenmelere baktım. Seni sallamıyorum halleri, gayet keyifliyim tavırları. Samimiyet dışı geldi bu. Birbirimize rollenmemiz gereken bir mesafede miydik?
Kendi samimi ve açık iletisimimden ötürü kendime kızdım hatta. Çünkü beni ezmisti tavrıyla ve açık davrandığım için ben alan açmıştım bu duruma. Böyle yapacağını bilmeden.
Sonra egoyu düşündüm. Ben ben diye gezmesini. Şuan hala bana ulaşmak için işaretler yollarken, sanırım pişman oldu, işte gizli takipler, beğeni atıp kaçmalar. Bu bir çekingenlik mi yoksa ego muydu.
Benden korkan da biri bu arada. Çekingenlik olabilir elbet.
Ama değilse de şunu düşündüm.
Sevdiğini iddia ettigin kişiye ben, ben diye gitmek, sadece kendin odaklı olmak sevgiyle bağdaşmiyor. Aynı tasavvuf yolu gibi. Gurur yapmak, bu sebeple geri durmak. Bence başka çeşit incitici bir davranış sevilen için.
Veya sen sevdiğini iddia ediyorsan, karsındakinin, ki burada ben oluyor, tavrından bağımsız, net, dürüst ve cesurca gel bisey hissediyorsan. Ben ne diyeceğim diye ölçmeden. Varsın hayır diyeyim. Belki cesaretin, samimi pişmanlığın bende karar değiştirecek? Seven kişinin etkin bir rol oynaması gerektiğini düşündüm. "Aktif derviş" misali.
Aynı şekilde seven kişinin ego yani gurur yapmaması gerektigini, sevginin beklentisiz olması gerektiğini, yani ben onu sever de karşılığını alır mıyım değil de, ben seviyorum ve burdayım, ne verebilirim karşıya mantığını; samimiyetle gelmesi gerektigini, inşa eden tarafta olunacagını düşündüm. Yani toplam olarak bu da niyetin halisliğine geliyor.
Bu dediklerimde elbette insani ilişkilerde sağlıklı beklentiler vardır. Evlilikler bir alısveriştir. İlişkiler de. Onlari hariç tutarak dikkatimi tasavvufi yolda aslında olması gerekene getirdim.
Sevilenin kalbi hassas olabilir çünkü, kıymetli bir sevgisi olabilir ve sana hemen o çiçeği acmayabilir, narin bir çiçek olduğu için. Seni ölçmek ve görmek isteyebilir. Bu son derece tabii.
Bunları destekleyici diğer bir olay da, aynı ortamdan tanıdığım 2 yaşı büyük kadının, ki samimi bir arkadaşlık yapmaya başlamıştık, ben öyle 'sanmışım' yine rollenmelerden ötürü, arkamdan çok büyük dedikodu yaptıklarını öğrendim. Birisinden süpheleniyordum zaten ve şeytan olan oymuş ama beni sıkan o olmadı. O zaten belliydi. Esas, bana hala ve hala selam verip, arkadan diğerinin başlattığı dedikoduya normal bir şekilde iştirak eden şaşırttı. Çıkış noktası da "e bana kötü bisey yapmadi ki". Yani beni sevdiğini söyleyen 50 yaşındaki kadın arkadaşım, benimle ilgili dedikoduya katılmakta bir beis görmemiş, çünkü kendisi zarar görmüyormuş ki. Bunu çok güven zedeleyici buldum ve bende bunun açılımı aynı nefse takılıp onla işbirliği yapıp Allah'ı üzmek gibi isimlendi. Allah üzülür mü bilmiyorum tabi. Saçma bir yorum olmuş olabilir. Sadece yapılan işbirliginin benzerliği burada vurguladığım.
Tabi artık şaşırmıyorum arkadaşlıkların başlayıp bitmesine, ilişkilerin de keza. Herşeyin başlayıp bitebilirliği çok olası ve galiba normal de. Bu da beni aslında tek gerçek ilişkinin Allah ile olan olduğuna getirdi. O gitmiyordu, bitmiyordu, hep vardı. Evet elbette ki insanı bir diyalog gibi karsilikli kahve içemiyorduk ki bu dediğimi saygısız bir yerden demiyorum töbe haşa. Bedenlenmek babından. Ve bedenlenmeyişin, algılanmasının, varlığının biçiminin bizi bazen zorlayışından.
İnsan elbette sosyal, sıfır ilişki ile hayat zorlayıcı, anlamsız ve depresif ancak baki olmayani da algılamak insanın görevi sanırım. Ki Allah beni 41 yılda hadi 20 yaşımdan sayalım 21 yılda bizzat yaşatarak gösterdi. Gidişler, gelişler ve bitişler vardır ve hep olacaktır.
Eyvallah diyor ve bu uzuuun bahsi de burada kapatıyoruz.
Ne demişler, seven sevdiğine seni seviyorum desin.
Buna benim eklemem de, bunu göstersin, halis niyetli olsun ve egosundan sıyrılıp samimiyetle gelsin.
Böylesi more than welcome.
Selametle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder